Hizmet bahis mevzu olduğunda ilk hatırlanması gereken ilkelerden biri samimiyettir. Yani temiz niyetli olmak. Allah rızasından başka bir beklenti ile hareket etmemek. Zaten bu tür beklentilerle yapılan iş hizmet değil, olsa olsa kendine yatırımdır. Bu noktada çeşitli hizmet organizasyonlarında ücretli ya da belli bedelle çalışıp, işini yüreği ile yapanların hizmete dahil olduğunu bilmek gerekir. Burada samimiyeti bozan karşılık beklentisinden maksat, hizmeti bir şekilde kendi çıkarına, iktidarına, tahakkümüne payanda etmektir. Ya da hak ettiğinden fazlasını talep beklemektir.
Niyet amelden önce gelir. Niyetten maksat, yapılan işte Allah rızasını gözetmek, bu hususta samimi ve içten davranmaktır. Niyet Allah rızası olmalıdır ki verilen emek karşılık bulsun. Bu temiz niyet sayesinde kişi kendini kusursuz hizmet yapmak zorunda hisseder. Yunus Emre’nin dergâha kalem gibi düzgün odun bulma çabası başka hangi sebebe dayandırılabilir.
Yeri gelmişken şunu da ifade edelim. Hizmetin uhrevi hayatta az veya çok kazandıracak olması zahiren o hizmetin büyüklük veya küçüklüğünden çok, hizmeti üstlenen kişinin ihlâs ve samimiyetine bağlıdır. Bu durumda biri üst diğeri alt kademede görev yapan iki hizmet gönüllüsünü Hak nezdinde üstün kılan işin pozisyonu değil, görevi yapanların kalplerindeki samimiyettir.

